Miraç ile ilgili kesimler
|
N° |
İçerik |
|
1 |
Mi'rac
olayında ışık hızının fazları var.
İleride değineceğimiz, Burak (Burakhapalam) Refref (Raf+raf =
Asansör) gibi giderek hızlanan Takyon hızı dediğimiz etmenler
var. Yarısı maddi kalanı takyonik (Yani eksi beden = Bilinç =
ruh) biçiminde geçti, ileri bir konu, Mi'rac'ın HER TÜRLÜ SAFHALARI var.
Önce uzay yürüyümü (Mekke'den Kudüs'e) sonra dikine olarak Allah katına
bir yolculuktur Mir'ac. Konunun geçtiği chat : [03-10-2001] |
|
2 |
Evet
sağdakiler diye başladı yani bildiğimiz Cennet.
Burası ORTA sınıf.... Üstün bir ALTI yani... Sidre'yi TAVAN
tutuyor burası. Halbuki oınun üstünde ise Sirde "TABAN",
Arş Tavan oluyor. Cebrail as. Resulullah'a Miracında diyor ki:
"Ya Resulullah, ben buradan öteye geçemem... Çünkü tüm mekanlar burada
(Sidre'de) biter..) Hatırladınız mı??? Ve İDRİS'i
bulalım, Kur'an'da iki yerde geçiyor... Konunun geçtiği chat : [04-11-2001] |
|
3 |
İsra'nın
7 anlamından ilki NAMAZ KILMAK'tır. İkincisi
"Mescidi Aksa ile Mescidi Haram arasındaki mesafenin
matematiğidir" (Mekke-Kudüs). Üçüncüsü
: Bu mesafeyi siz YÜRÜYEREK değil, o mesafe size YÜRÜTÜLEREK
alırsınız. Yani uzay size yürür. İsra = Uzay yürüyümü. Dördüncüsü
İsra = Yatay Miractır/Namaz mü'minin YATAY Miracıdır.
Yatay Mirac dikine Mirac'tan farklıdır. Bunun içindir ki Allah bir
tek değil (Mi+rac değil). Mearic=Mirac+LAR diyor. Namaz kılan
Yatay miraç yapmış olur... Kudüs-Mekke arasında bir astral
projeksiyon yapmış gibi olur... Mekke=İsma
, Kudüs=İsra demektir bu da beşinci anlamı gibi 7 anlamı
vardır. Birincisinde
İbrahim'in Sara'sı ve İsrail'i. İkincisinde yani Mekke'de
ise HACER yani İsmail'i vardı. Sara'nın doğurduğu
İshak, İsmail'den küçük idi. O yüzden İSRAİL adı
İshak ve Yakub arasında BİR adım ilerledi. Bism demek,
İsmail'in adıyla da demek. Ama İsmail aslında dünya logosunun
MELEĞİNİN adı, bunu çoğunuz biliyorsunuz : Mikail'in
sağ kolu. Konunun
geçtiği chat : [07-12-2001] |
|
4 |
Uyku moduna geçtiğimizde bu iki alan
birbirine DİKGEN olarak ayrılıyorlar. Elektrik alan YATAY
olarak kağıdın yüzeyinde kalıyor (Yatay=Yatak), öteki de
RÜYA görmek üzere sanki DİK OLARAK yukarı çıkıyor. Yani
soyut ( Konunun geçtiği chat : [24-12-2001] |
|
5 |
Resulullah'ın
miracı gibi : FOTON DURUYOR ama Güneş-Dünya arası mesafe
(Mescidül Haram ve Mescidül Aksa) UZAY YÜRÜYOR. Konunun geçtiği chat : [20-01-2002] |
|
6 |
Şimdi
çok dikkatle bakınız : İnsanlar=Tardyon, Cinler=Luxon,
Melekler=Takyon. İşte bu hızlara bu üç vitese göre
ŞEHİDLER, E(Luxon) = M(Tardyon) x C2(Takyon) dönüşümünü
yapabiliyorlar. Ayetin arapçasında kelimeleri bölerek okursanız,
melek de olabilen anlamındadır, ama E, M, C2 hepsini
olabilen, yeter ki hızı için izin çıksın. Resulullah
Mekke'den Kudüs'e m halinde gitti. Mir'ac rüyetini E halinde (Enerji bedenle)
gördü. Bu beden Sidre'ye kadardır. Ondan sonra da C2 bedeniyle
gitti. Dönüşte hız keserek bu bedenleri sırayla geri
aldı. Yatağına döndüğünde daha sıcaktı
yatağı. Konunun geçtiği chat : [10-02-2002] |
|
7 |
Dikkat
ettiniz mi? Tarık=Durakhapalam ve Turakapalam (Hintçe ve Tibetçe),
Altın gibi ışıklar saçıyor (kendi kendine parlayan).
Daha önce de kitaplarımda yazmıştım. Tarık,
Durakhalapam ve Burakhapalam (Refref ile Burak=Mirac'a yol veren
vasıtalar)... Resulullah da sanki uzay-üstü uzay'a GÖK'e
çıkmıştı Mir'ac'da. Orada Rauf (Refref sürücüsü) ve Burak
sürücüsü olmuştu (Cahiller Rafraf için minder; Burak için katır ya
da deve diyorlar. Hadisçiler böyle tanımlıyor). Nur-35'de
DURAKAPALAM'ın (Tarık) işleme-çalışma biçimi ve
mekanizması anlatılıyor. Bu zaten bildiğimiz,
torunlarımızın bulacağı UFO'dan başkası
değil (6.anlamı bu) Konunun geçtiği chat : [03-03-2002] |
|
8 |
Mir'ac'ın
sırrı İSRA Suresinde ve ayrica Resulullah'a "Sana
gösterdiğimiz rüyeti hatırladın mı?" diye soran
ayette KESİNDİR. Bir de Mir'ac'ın rüyet/rüya olduğuna
ilişkin ayet var. Mir'ac, yani yükseliş, (ascencion) Kur'an'da
yoktur, çoğulu olan Mearic aracılığıyla Mir'ac
kelimesinden haberdarız. Rüyet (Rüya) ise bir Hayal=Hülya'dır.
Hayal/Hülya ise HOLOGRAM'dır. Yani Resulullah bir HOLAİSTİK
bedenle Mir'aca gitmiştir. Bunun için ayet "Rüyet" demektedir.
Oysa DİKİNE olan bu bedensiz yolculuğun tersine bir de YATAY
(İsra) olarak gerçek BEDENİYLE Mekke-Kudüs arasında uzay
yürüyümünü kullanmıştır. O'nun için Allah'ımız
uzayı yürütmüştür, yani uzay Resulullah'ın ayak altında
bir halı gibi kaymıştır. Kudüs ayağına
gelmiştir efendimin, o gitmemiştir. Ancak, DİKİNE olarak
yukarı çıktığında ise, önce beden "Enerji
beden" haline gelir. Artık madde degil, salt enerjidir. Daha sonra
EKSİ beden (takyon) devreye girer. Bu kez 70i kg. olarak tüm
mekanların bittiği yere gider : Sidre! O beden de orada
bırakılır. Çünkü eksi boyutlar da BİR MEKAN içinde yer
alır. Mekan yoksa EKSİ beden de yoktur. Sidre'den yukarı giden
bir BURAKHAPALAM, size "taşıma" mekan oluşturur
(mataranıza su koymak gibi), mekanı yanınızda
taşırsınız. Ta ki... Taşımanın da
olmayacağı yükselişlere kadar... RAF
RAF (Shelves-in-shelves), Allah'ın RAUF adı, Raf=irtifa
kelimesinden gelmektedir. Tevbe Suresinin sonunda RAHİM ve RAUF
kelimelerini göreceksiniz. İkinci sır da burada. İçinde Rahman
ve Rauf yani Allah'ın iki adı var. Tevbe-128
: Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm
harısun aleyküm bil mü'minıne raufür rahıym RAUF
ve RAHİM. Bunların şefkat ile ilgisi yok. Şefkat
zaten müşfik gibi şifa kökünden gelir. Ama kelime RAF, irtifa
yani... RAUF demek, RAF RAF yukarı çıkan demek ve RefRef denen
Mir'ac aracına BİNİLDİĞİNİ gösteriyor.
RAUF Resulullah'ın adı değil, ama O YERDE ARAÇ olarak
verilmiş kendisine. Resulullah Er-Rauf değildir. Çünkü RÜYET
görmektedir ve Resulullah ayrıca Er-Rahim de değildir. Ama RUH
olarak RAHİM denen BÜYÜK BOYNUZ içindedir. Konunun geçtiği chat : [26-04-2002] |
|
9 |
Şimdi
ise 114 batı ve 104 doğu birleşimi ve birliği olan
HANİFLİK var. Biz 110'ların BAZINDA (Base, Basis), o
saksıdan yetişmiş YENİ insanlar olarak çıktık
ortaya. Dikkat ediniz ki : İÇİNİZDEN geldi diyor.
Arkadaşınız Muhammed (ss) diyor yani... Bu ayetler o
çağı bağlıyor... Ve şunu anlıyoruz ki "O
büyük Arş'ın sahibidir dendiği için RESULULLAH Mir'ac'da
ARŞ'ın eşiğine kadar gitmiştir. RAHİM'e
girmiştir. Daha önce de RAFRAF'a (Rauf'a) girmiştir. İkisi
Allah'ın adıdır ama RESULULLAH'a temelli vermemiştir.
Sadece MİR'AC boyunca... Araç, elbise, vize olarak vermiştir. Oysa
tüm Kur'an tevilcileri "Allah iki adını Resulullah'a
verdi" diye kralcılık yapmaktalar. Böylece Rafraf (Rauf) ve
RAHİM ile Burak'ın sırrını da almış oluyoruz.
Ve biliyoruz ki, Resulullah, Mir'ac'a önce cesediyle (beden) sonra enerji
bedeniyle ve sonra Sidre'den itibaren de RÜYA bedeniyle (takyon
dinamiği) ve daha sonra da Burak-Rafraf yoluyla, ALLAH'a söz
verdiği Kalu Bela'daki Horn Hole içine gitmiş ve Rabbiyle orada
buluşmuştur. İşte
Hanifcandaşlar, MİR'AC'ın sırrı budur. Mir'ac ile
ilgili ayetleri böylece vermiş bulunuyorum. Tabii Mir'acı anlatmam
Larousse gibi 24 cilt olur gerçekten... Ama ÖZETLE böyle MIR'AC! Üç ayrı
elbiseyle ve Hologram elbise olarak KALU BELA (ucu Arş'a değen
Boynuz=Nefhi Sur=Horn Hole), ayrıca Refref ve Rahim bedenleriyle
"MİRAC'DA yeniden doğduğu RAHİM'e gitmiştir
Resulullah... Rahim = Son derece merhametli demektir. Ve Resulullah o
RAHİM'e gittiği ve orada Rabbiyle buluştuğu için
gerçekten BİZİM İÇİN MERHAMET ETMEKTEDİR, yani
RABBİMİZDEN BİZİM İÇİN dilek dilenmektedir.
Selam-selam ve selavat üzerine olsun. Konunun geçtiği chat : [26-04-2002] |
|
10 |
Orada
yalnız değildir Jana, eminim Noel baba ve kızağı Ona
yardım edecektir. Jana
Zülkarneyn kategorisinden. Noel baba ise çok farklı : Biz zaman BOYUNCA
hareket ederken, Noel baba için ZAMAN (Dehr) şu ZAMAN Noel baba BOYUNCA
yürüyor. Sanki Noel baba SABİT bir akrep/yelkovan. Dönen ibreler
değil, SAAT, sabit akrep/yelkovan çevresinde dönüyor. Böyle bir
şeyi gözönünde canlandırabiliyor musunuz? Benzeri
bir durum da Yatay Mir'ac'da olmuştu. Resulullah Bunu
kaba bir örnekle açıklayayım. Dünyanın çekimi
olmadığını düşünelim. Yani dünya bizi çekmiyor ve
dönerken de bizi de kendi ile birlikte döndürmüyor. Yani uzaydaki gibi
asılı kalabiliyorsun ama Konunun geçtiği chat : [15-05-2002] |
|
11 |
Tabutu
şu bizim cesedimizin tahta ambalajı sanmayınız. Adı
öyle Tabutüssekine. MİSAK'ın bir anlamı daha ortaya
çıkıyor. BURAK ve RAFRAF'ı kullanan RESUL = Elçilerin
başı tek elçi HIZIR'DIR. Resulullah'ı da Mir'ac'a götüren
PİLOT yine Hızır'dır... Konunun geçtiği chat : [19-06-2002] |
|
12 |
O
zaman MEKAN şartı ortadan kalkıyor, dürülmüş oluyorsun,
içinde bir mekan oluşuyor. Cebrail bunu yapamıyor, çünkü iki yay
mesafesi DIŞA AÇILABİLİYOR, ama bu tünel süreci değil,
SİDRE süreci. O tersyüz ya da içdış olamıyor. Tam tersine
görünmesi gerektiğinde parabol anten gibi tüm ufku kaplıyor. (Sidre
örtüşmesi) İşin tuhafı Resulullah'ın Mir'ac
güzergahını bir kez kullanmasına karşılık,
HIZIR dede, orayı gidiş geliş yolu yapmış durumda.
Sahilde, kordonboyunda tur atarsınız ya, öyle bir şey... Konunun geçtiği chat : [05-07-2002] |
|
13 |
Resulullah
da öyleydi : "İki yıl AYET İNMEDİ". HİRA
KEHF'inde kalmıştı. Orada Zilzal'a yakalandı. Mirac ile o
etkiyi ancak giderdi, yatağı soğumamıştı. O
koskoca Resulullah, Ona böyle şeyler olduktan sonra biz kimiz ki?
Şükredip oturmaktan başka bir çıkar var mı? Elhamdü
lillaHİ Rabbil alemin. HİRA fenomeni Resulullah'ın
DABBETLİĞİ idi. Konunun geçtiği chat : [28-07-2002] |
|
14 |
Şimdi
irdeleyelim: Girişte SONSUZ ÖZÜNLÜ(sonuşmaz enerji olan) NUR
KUDRETİNİ (ennoorgy) anlatılıyor (Tesbih
azalacağına çoğalan TAKYON enerjisinin adıdır) Bütün
varlıkların tespihi o kudretdir ki ... ayetlerimizden
bazılarını kendisine gösterelim/kendisini ayetlerimizden bir
parça olarak gösterelim diye... Bunu
Resulullah'a bir kaç kez gösterdi. Cebrail (ki takyon) YÜKSEK bir ufukta idi
(Sidre) ve Dünya izdüşümü vermişti. Daha önce de Resulullah onu
görmüştü (Hira dağında KEHF'de) Gelelim
devamına: ... kulunu, gecenin birinde Mescit-i Haram'dan, çevresini
bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya yürütmüştür... Şimdi
: İKİ KIBLE arasında bir YÜRÜMEDEN söz ediliyor. Yani eski
Kıble KUDÜS ile şimdiki kıble KABE arası... Resulullah
yürümüyor. Resulullah sanki Uzay
yürümünü böylece anlattıktan sonra (Ki illa ki ayetlerden
anlatıyoruz.) Şimdi Tarık altında UZAY YÜRÜYÜMÜ
nasıl oluyor? İsra-ilk
ayetleri zaten tafsilatlı tek kitap olan Kur'an'ın BU AYETİNDE
saklıdır. Yani Philadelphia, Şeytan üçgenleri ve UFOloji bu
AYETİN ŞİFRESİ içinde haber verilmiştir.
Anlayana/görene= innehu hüves semıul besıyr (Allah işitici ve
görücüdür). Semiu
aynı zamanda >>>>>> DUYURAN, ilan eden, önceden
bildiren-demektir. Tıpkı El Habir >>> Hem haberdar olan
hem haber veren ismi gibi... Tarık
"Mekke-Kudüs arasını YATAY olarak kat ediyor zaten. Ama bundan
ötesinde Tarık MİR'ac'ın bir etabına (Tarık
Semasına) çıkabiliyor. Yani UZAY YÜRÜYÜMÜNÜ philadelphia
gemisindeki gibi enine değil DİKİNE başarıyor.
Pekiyi tarık semasına çıkınca ne olur? Konunun geçtiği chat : [10-08-2003] |
|
15 |
GEMİ
y a t a y düzlemde yolculuk yaptı. Örneğimiz Kur'an'da Hazır:
Mescidi aksa ile Mescidi Harem YATAY uzay yürüyümü... Yani x ve y düzleminde
gemi veya Resulullah uzay yürüyümü sağlıyorlar. Ama biliyoruz ki,
Resulullah bundan sonra DİKİNE (z ekseninde) MİR'ACA
çıktı... Gemi aşağıda kaldı demek istiyorum...
Oraya gelmeden, GÖĞE
düşmenin türlü paranormal hallerini zaten yaşıyoruz.
RÜYA'mızda Philadelphia gemisi gibi gitmediğimiz yerlere (misal
alemine) gidiyoruz. Komada ya da narkoz etkisindeki ameliyatlı
hastaları hatırlayınız: "Kendi ameliyatımı
yukarıdan seyrettim" dediklerini... Bedensiz
Astronomi neydi? Astral vizyon da denen gezici durugörü...
BEDENİNİZ burada ama siz YUKARIDA gezmektesiniz. Konunun geçtiği chat : [27-08-2003] |
|
16 |
Şöyle
de diyebiliriz: Elektrik enerjisi sadece pozitif enerjidir. Magnetik enerji
ise nur kudretinin tünel ucunda olduğundan NEGATİF enerjidir.
İkisinin cebirsel toplamı ve/veya anomali aritmetiği
EŞİT değilse, işte o zaman Z dikine mirac
başlamış olur. Konunun geçtiği chat : [27-08-2003] |
|
17 |
<> Pîrî Reîs nereden çizdi
harîtasını (Evet lafı ağzımdan
aldınız.) Piri reis'in MIR'ACI noktasıdır. Neden
başka yerler değil de Piri Reis haritaları, MUSA'nın
balığının geçtiği yerden çizilmiştir. Veya
gözlemci olarak gördüğünü betimlemiştir.. Ipucunu verdim: MIR'AC
dedim. Bu mini bir Mir'ac! ve sadece TIN-ZEYTUN-TURu SINA-BELEDÜL EMIN(Mekke)
dörtgeninde oluşmaktadır. Sina'daki o vadinin ismini
anımsıyor musunuz? Konunun geçtiği chat : [26-09-2003] |
|
18 |
<> yanlış
hatırlamıyorsam RAUF ismi sadece mirac boyunca verildiğini
yazmıştınız. Evet
Rauf ismi MIRAC boyunca verildi. Mirac'da gittiği yer ise >>>
RAHIM idi. (Nefhi sur'un içi, Allah'ın bir anlamda RAHMI) Konunun geçtiği chat : [05-12-2003] |
|
19 |
Bunun
öncesinde ALAMET olmadan kanat indiren ise Resulullah efendimiz idi. Mirac'a
GERI dönmedi, istese Idris gibi o katlarda kalırdı. Vefat etmeyi,
ölümlü olmayı istedi. Ayet, efendimizin kanat indirdiğini bildirir.
Şefkatle, merhametle kanat indirmek, kanatlarıyla kucaklamaktır
bu... Konunun geçtiği chat : [17-12-2003] |
|
20 |
Ruyet
ru'yelleti biçiminde Bu hangi rüyadır? Bilen var mı? <> duru görü denilen tür mü? <> mirac Herkes HAKLI! Geniş
anlamlıdır. Mir'ac'ın DIKINE bölümü de bir rüyettir. dikine
çıkışı olan kısmı Rüyettir. Cebrail "Ben
buradan -ki sidre- yukarı çıkamam" dediği andan itibaren
RÜYET biçiminde yukarı çıkmıştır. Dikine
çıkışlar (Mearic=Mir'ac+LAR demektir) yine BEDENSIZ ASTRONOMI,
GEZICI DURUGÖRÜ ASTRAL PROJEKSIYON denen "Bedenin değil de, RUH'un
seyahatlerini" ilgilendirir. Beden de zaten buna uyar.
(Unutmayalım, ruhen atmosfere çıkan Philadelphia tayfaları ve
bazı clair voyance sahipleri yerde / dünyada oldukları halde,
bedenleri ŞIHAB etkisiyle yanmakta yani kozmik ışınlar
ile vurulmaktadırlar.) Kendiliğinden yananların
sayısı milyonu aşmıştır. Bu küçümsenmeyecek bir
rakamdır. Bunların tamamı magnetik DIK alanları
doğrultusunda >>> GÖĞE DÜŞMEKTEdirler.
Yukarılarda ise KORUNMUŞ TAVAN yoktur, (sanırız yok
edilen kavimler den bazıları bu sayıyı arttrıyor)
Yukarıdaki tavan ötesinde "Şeytanlar
taşlanmaktadır". Gök korunmuş tavan aracığlığıyla
"Taşlanan şeytandan korunmaktadır". Eğer
tavandan yukarı çıkarsa BEDENSIZ ASTRONOT, yerde (dünyada elektrik
alanda) bıraktığı bedeni de ÇAKIŞIK olduğu DÜĞÜM noktasından itibaren bedeni
de etkilemektedir ve YAKMAKTADIR. (Kendiliğinden yananlar) Konunun geçtiği chat : [11-01-2004] |
|
21 |
<> Mirac olayı,abese
suresinden önce mi? sonra mı? Mirac Mekke'nin fethinden sonra.
Yani Abese'den sonra. Aslında şu var ki anlatması çok zor.
Mirac >>> RÜYETTİR. Yani
önce veya sonra diye bir şey yok, zaman içinde zaman da değil,
zaman ötesi zamansız bir takvimde yapılmıştır. Nasıl ki bir mescide Allah'ın evi
deriz. ama Allah'ın oturacağı bir yer yapmıyorsak Mirac
için de ÖNCE-SONRA ve zaman diye bir şey yok (Bunun sırrı
İsra ve Rüyet=Hologram kelimelerinde. 23 yılın tamamı
içinde bir RÜYET miktarı tutuyor Mir'ac (dikine yolculuk). Buna Rüyet
deniyor, dikine mir'ac deniyor, bir de bunun yatayı var. (Mekke ve Kudüs
arası) Yani benim yanıtım şu : İSRA denilen bu iki
mescit arası uzay yürüyümü Abese suresinden sonra olmuştur. Fakat
İSRA ve RÜYET'i birbirinden ayırt etmelisiniz. Birinde zaman boyutu
var; ötekinde yok. Mir'ac için zaman yok, eğer bir zaman verelim illa
derseniz, o zaman 23 bin asır derim ki, efendimizin ömrünü aşar. Ama
İSRA (Gece yürüyüşü veya uzay yürüyümü), bunun zamanı
vardır. (Mesela döndüğünde daha yatağı
soğumamıştı, diyorlar ya). İşte en
anlatması güç olan da şu : Rüyet tipi Mir'acda yolculuğa
çıkmadan dönmüş olursunuz... Bu durumda ZAMAN da yok... Efendimiz
63 yaşında bir yolculuğa çıkıp 51 yaşında
onu bitirmiş gibi bir şey... Zamanla ve saatle
kısıtlanamıyor. Maddi evren (uzay) İSRA ile biter. Yani
Sidre'de iş biter, çünkü tüm uzay yürüyümleri biter mekan diye bir şey
yoktur. O zaman da R Ü Y E T (Hologram kuramı) uyarınca soyut
mekansız mekanda, (non function parageodezi), yani bir tür RÜYA aleminde
gibi mir'ac'a gidersin. Oraya çıktığında mesela, evrenin
kalan ömrü bitmiş, kıyamet kopmuştur, yani mesela 36.asır
olmuştur, veya 40.yy ve döndüğünde, bir de bakarsın ki,
yatağın soğumamış, böyle bir şey... Özetle:
isra suresi gereği İsra olayı. Abese suresinden sonra, ama
Mir'ac Rüyeti. (kıyamet bile kopmuş bir tarihe
yayılmıştır. Buna Abese'den önce veya sonra diyemeyiz.
Adem cennette biraz kaldı, ama yeryüzünde 5 milyar yıl geçti,
cinler göçtü, bitkiler hayvanlar evrim falan oldu, en son Adem indi dünyaya.
Bir de baktı ki o evrim de kendi çamuruymuş, cennetteki çamur...Tüm
canlıların atası ADEMDİR, domatesin bile. O da Adem
çamurunun yeryüzü serasındaki mühsulü ürünüdür... Mir'ac RÜYETİ de
böyle bir şey... Konunun geçtiği chat : [25-05-2004] |
|
22 |
Şimdi
ben size iki ZONe daha vereceğim: Nasıra (Nezareth) ve Beytüllahim
(Betlehem). Dördü de Kuranda geçen, dördü de KUDÜSün zonları olan
dört yer... (Ayetteki ZONE isimleri çok büyük sırlar içermektedir.)
Mekke ile Kudüs arasındaki uzay yürüyümünün yani sanal bir trenin iki
durağı var: Mekkede başlayıp Aksada biten bu yolculukta
BETLEHEM VE NEZARETHde tren iki kez durur? Ve BETLEHEMde DİKİNE
Miracın yolu görünür. (Bu yatay uzay yürüyümü idi.) Mescidil
Aksadan sonra NASIRA durağında İsanın MEWT
Rotası DİKİNE olarak görünür. Yani Miraclar türlü türlüdür: 1.
İdrisinki gibi olanı: O yüce bir makama kaldırıldı
ama geri gönderilmedi. 2.
İsanın Mirac yolu: O bu evren dışına
alındı ama geri GÖNDERİLDİ. 3.
Efendimizin yolu: Yani enine yürüyüm ardından dikine ascentiona
geçiyor. Nasıl
geçiyor? İdris rotasından, İsanın GERİ
DÖNECEĞİ kapıdan çıkıp (ileride yine buradan
dönecek) İsa gibi evren dışına çıkıyor. Bir
anda Süper Uzayın ikisini (Aşağı ve yukarı misal
alemlerini) kat ediyor. Sonra otomatikman burada mekanlar bittiği için
mekanların son noktası Sidretül Müntehaya varıyor. Cebrail orada
PES ediyor. Yukarıda
elbette Cebraile yasak ama onun gidebileceği mekanlar var: Örneğin
ruhların mekanı => Doğmamış bekleyenler ve/veya
ölüp buraya geri dönmüş olan RUHLAR; Cebrail gibi, efendimiz gibi
BEDENLİ olmadıklarından mekanların bittiği yerin
üzerine YANİ HORN HOLE (Nefhi Sur) içindeki Alemi Ervaha
çıkabilirler. Eğer Cebrail de ÖLÜMLÜ olsaydı, o da sadece bir
ruh olarak oraya çıkabilirdi. Ama bedeni Sidreyi KAPLAMAKTADIR. Yani
bedene bağımlıdır. OK? (Cebrail Kıyamete kadar
ölümsüzdür. RUH halinde değildir ki yukarı HORN HOLEa
çıksın demek istemiştim.) Şimdi bir açmaz var: Pekiyi
efendimiz nasıl oraya BEDENİYLE gitti? Bu soruyu sormakta
haklısınız? Yanıtı Kurandan alalım: Sana
gösterdiğimiz RÜYETi (hologram).... (Ayet lütfen...) <> (İsra 17/1) Bir kısım ayetlerimizi
kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescidi Haramdan, çevresini
bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksaya götüren O (Allah) yücedir.
Gerçekten O, işitendir, görendir. Sübhanellezı esra bi abdihı
leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezı barakna havlehu li
nüriyehu min ayatina innehu hüves semıul besıyr (İsra 17/1) <>(İsra 17/60) Hani sana
Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır
demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kuranda
lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları
sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu,
sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da)
artırdı. Ve iz kulna leke inne rabbeke ehata bin nas ve ma
cealner ruyelletı eraynake illa fitnetel linnasi veş şeceratel
melunete fil kuran ve nühavvifühüm fe ma yezıdühüm illa tuğyanen
kebıra Sana gösterdiğimiz o
rüyayı... Sana gösterdiğimiz o rüyayı... Sana
gösterdiğimiz o rüyayı... Ruh (özellikle bizler uyurken) DÜŞ
görürüz. Bu öteki alemden PARAZİTLERDİR veya HABERCİ
rüyalardır veya benzeri de ja vulardır. Şimdi efendimiz
aslında RÜYADA gitmiş gibi mi oluyor? Hayır, bunlar dünyadaki
HOLOGRAM türlerinin (rüyet ve hülyetlerin; rüya ve hülya ile hayallerin)
yukarı katlara göre REFREF (raf raf) dizilişidir. Dünya
katındaki bildiğimiz hologram (Rüyet/Hülyet) cin evrenine
hızlandığımızda; a)
Halucination-grafikleri (HaluGRAM) olur. b)
Holloween grafikleri (Hollowgram) olur. Holloween
ve Hollow kelimelerinin Türkçesini yazar mısınız? Birde
Halusinasyonun tanımı? Holloween (Cadı bayramı);
cadı bayramının tanımı lütfen? Konunun geçtiği chat : [11-09-2005] |
|
23 |
OVERWRİTE
OVERREAD ile İKRA ve İSRA ilişkisini yazmıştık.
Ve bir şehid OVERWRİTE üzerine OVERREAD olabiliyor. İşte
İSRA ve İKRA'nın sırları bunlardı... Efendimizin
MİR'ACI (Aslında Mearic'de mirac deniyor, burada İSRA), bu
başka,İsra başka. Yani mir*ac başka; İSRA başka
aralarında RÜYA/rüyet farkı var. "Sana gösterdiğimiz o
rüyayı...." ayeti lütfen <> 17.60] Hani, sana: "Rabbin,
insanları çepeçevre kuşatmıştır."
demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'an'da
lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da insanları
sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Biz onları korkutuyoruz
ama bu onların kudurganlığını artırmaktan
başka bir katkı sağlamıyor. [Ve iz
kulna leke inne rabbeke ehata bin nas ve ma cealner ru'yelletı eraynake
illa fitnetel linnasi veş şeceratel mel'unete fil kur'an ve
nühavvifühüm fe ma yezıdühüm illa tuğyanen kebıra] Sana gösterdiğimiz o
rüyayı da Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da
insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik.
Sana gösterdiğimiz o rüyayı...insanları sınamak dışında
bir sebeple göndermedik. Evet MİRAC bir fitnedir! Ettehıyyatü
derken KÂFİR olduğumuzu biliyor muyuz? Kara
Davut şerhini okurken ŞEYTAN'ın askeri olduğumuzu biliyor
muyuz? mir'ac bir fitnedir ve ben de bir fitneyim. < > bilmiyorduk o soz basimiza
gelince ogrendik idrak ettik, thank you :) mip mip İSRA başka MİR'AC
başka. Rüya>>>>H O L O G R A M gerçektir. Uzay yürüyümü
YERYÜZÜNDE >>>İSRA biçiminde gerçekleşmiştir. Bu
dünyanın -gerçek sandığımız-gerçeğidir. YERYÜZÜ
iki boyutlusundan AYRILMA olmamıştır. Bunun için GECE
yürüyüşü denmiştir. Yeryüzünün iki noktası (M.Aksa ile
M.Haram) sizin ayak tabanınız altından YÜRÜTÜLMÜŞTÜR.
Bunda HOLOGRAM yoktur, Uzay yürüyümü vardır. Ama HOLOGRAM>>>O
rüyadır (Hayal-gram, Hülya+gram, Ruya+gram gibi). Bir tuhaf soru
soracağım: Cebrail mi gerçek yoksa ben mi gerçeğim? <msccp10SCE>
İkisi de (takyon ve tardyon) kendi evrenlerinde gerçektir. Bir melek
buraya nasıl gelir? (Cebrail, iki yay mesafesi, Sidre vb. ayetleri ltf)
(Sidreyi kapsayan kapsadı...Onu daha önce de görmüştü....vb.) <> 53.9] İki yayın
beraberliği gibi, belki ondan da yakındı. <> necm (13-14) Andolsun onu,
Sidretü'l-Müntehâ'nin yaninda önceden bir defa daha görmüstü. 53.surenin bu ayetlerini
yazınız ltf. Böylece bir HOLOGRAMIN nasıl bizim iki boyutluya
adapte olduğunu göreceğiz. <> 53.9 İki yayın
beraberliği gibi, belki ondan da yakındı. <> 53.10 Böylece vahyetti kuluna
vahyettiğini. <> 53.11 Kalp yalanlamadı
gördüğünü. <> 53.12 Onun gördüğü şey
hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz? <> 53.13 Yemin olsun ki onu bir
başka inişte de görmüştü. <> 53.14 Son sınır
ağacı, Sidretül Münteha yanında. <> 53.15 O ağacın
yanındadır sığınılacak bahçe. <> 53.16 O vakit kuşatıp
sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran, Allah niye yemin ediyor?
Mecburiyeti var mı? Evet>>>ÇÜNKÜ o bir RÜYA, yani hologram,
gerçek olan Hologramdır. (Biz burada rüya görüyoruz aslında, biz
değil onlar DİRİ) Allah niye yemin ediyor?
Mecburiyeti var mı? Çünkü bize göre burası GERÇEK,
inanmamızı istiyor ki orası gerçek. Çünkü efendimiz dünya
yüzeyinden (Aksa x harem kare gibi) kurtulup ÜÇÜNCÜ BOYUTA geçiyor. (Yay
mesafesi, kürenin yüzeyinden yukarı çıktığımız
anlamında bir yay=r, iki yay=R, yani bunun küpü)
Efendimiz bir ölünün GİDECEĞİ yere gidiyor. Aksa ve Harem
SOMUT, ama onun gideceği yer RUHUMUZ gibi (bu deneyimi
yaşayacağız) SOYUT. iyi bir kul illa ki illiyin'e gider,
oradan yukarıda SİDRE vardır. Onun üstünde mekanlar biter
(Burak ve refref vardır), sonra taaaaaa ruhun gönderildiği yere
yani Arş altırndaki HORN HOLE (sur borusuna) gidersiniz. Siz oradan
buraya DOĞMAK üzere postalanmıştınız. ÖLMEDEN oraya
bir şekilde döndünüz. (Bu mümkün çünkü İdris as. da Sidre'ye
ÖLMEDEN gitti ve orada kaldı/halen de orada) (İdris ile ilgili ayet
ltf) <> 19.56] Kitap'ta İdris'i de
an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi. <> 21.85] İsmail, İdris,
Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. <> 19.57 Onu yüce bir mekâna
yükselttik. [Ve rafa'nahü mekanen aliyya.] İdris'in "Yüce bir
makama kaldırıldığı... İşte bu SİDRE <> [019.057] [E0] Ve biz onu yüksek
bir mekâna ref'ettik Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik>>>>SİDRE.
Sidre neresi, adresi ne? Son sınır ağacı, Sidretül
Münteha yanında. O ağacın yanındadır
sığınılacak bahçe. (53/14-15). İdris işte
burada! Efendimiz İdris makamına da gidiyor (RafRaf). Ve biz onu
yüksek bir mekâna ref'ettik. ref'ettik, REFREF ettik değil, ref (raf,
irtifa, terfi), refref ise MAREŞAL veya ordinaryus rütbesi terfiisi
gibi, daha üstü yok. Demek ki efendimiz bu Refref7i de geçmiş... Ve
rafa'nahü mekanen aliyya. İlliyyin diye bir RAF mekanına terfi
ettirdik. Sidre'de TÜM MEKANLAR biter, ama bunun ötesinde bir RAF mekan var.
(aslında Burakh denen yer) bunun üzerinde RAF üstüne RAF mekanlar var. Son
durak >>>>>>>>HORN HOLE(gram) yani >>NEFHİ
SUR. İşte efendimiz SAF RUH haliyle orada Rabbiyle konuştu.
Konuştu diyorum, buna yasak yok, çünkü eğer oraya giderseniz,
orası zaten KALUBELA, sizinle Rabbiniz konuşmadı mı orada
(gerçi hatırlamazsak da gözümüzle görmüşçesine şahidiz).
Efendimizin konuşması MÜMKÜNDÜ ve konuştu! Rabbini gördü mü
peki? Bir dakika! Siz halen Nefhi sur (Sur borusu) içindesiniz.
dışına çıkarsanız GÖRÜRDÜNÜZ. pardon Arş'a
çıkmanız gerekir görürdünüz. Yine pardon ALLAH ARŞ'I
İSTİVA ETMİŞTİR ve ARŞI İLE ĞAYBINA
KİMSEYİ MUTTALİ veya ortak kılmamıştır.
(Ayet lütfen) O Arş'ı azamın tek sahibidir. oraya efendimiz DAHİL
hiç kimse kıyamete kadar GİTMEMİŞTİR. Konunun geçtiği chat : [24-11-2005] |
|
24 |
Ömründe
hiçbir Danimarkalı Hindistan'a gitmemiştir. Nereden iki koloni
oluşturuldu birdenbire? Bu satırları yazana kadar hiçbir
WEB'de bu sizin bulduğunuz linkler yoktu. Bu linkler nasıl oldu da
birden bire ve İLK kez burada varoldu. <> wow sayesinde Evet OW sayesinde. Trangen (tranke
veya tranque) nedir? Tek bir örnek ile yazıyorum: Mescidil Haram ve
Mescidil Aksa'nın birbirine TRANKE edilmesi... (Transformasyonun
Dancası) Bundan ne anladık ? Yorumlarınız lütfen.
Danimarka'daki bir bölge düşünün, burasının adı mesela
AksaBORG olsun. Bir de Hindistan'da bir bölge düşünün. Burası da HaramBorg
olsun UZAYIN iki nokta arasında yürütülmesine TRANKE deniyor.
(Transit'ten hatırlayınız) (Transferden vb.) Arkaik tarih bu
trange'ler ile dolu. Avustralya yerlileri hiçbir bağlantı yokken
oraya nasıl gittiler? Avustralya'nın <> uzayın yürütülmesi =miraç
'olayında,efendimiz gitmeden getirildi diyebilirmiyiz. Evet, Tranke kelimesinin
karşılığı arapça ve Kur'anca (Sanskritçe) İ S R
A 'dır. Bildiğiniz gibi bir surenin adıdır. İsra
kelimesinin geçtiği o ayeti bulabilir miyiz? <> 46/1. Uzaktır bütün
noksanlıklardan O ki, kulunu bir gece Mescidi Haram'dan, çevresini
mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya götürdü; ona
ayetlerimizden gösterelim diye. Gerçek şu ki, O'dur işiten
gören! Sübhanellezi esra bi abdihi
leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barakna havlehu li
nüriyehu min ayatina innehu hüves semiul besiyr Esra bi abdihi leyle. Müminlerin
kalpleri mutmain olsun diye yazıyorum : OVERWRİTE
>>>>> İSRA kelimesinin ta kendisidir. İKRA=Oku gibi,
İSRA=(over)WRİTİNG, ikra >>> Overread ise, İsra
>>>> OverWRİTE. Bunu anladık mı? Konunun geçtiği chat : [24-11-2005] |
|
25 |
|
|
26 |
|