Anasayfa

 

Miraç ile ilgili kesimler

İçerik

1

Mi'rac olayında ışık hızının fazları var. İleride değineceğimiz, Burak (Burakhapalam) Refref (Raf+raf = Asansör) gibi giderek hızlanan Takyon hızı dediğimiz etmenler var. Yarısı maddi kalanı takyonik (Yani eksi beden = Bilinç = ruh) biçiminde geçti, ileri bir konu, Mi'rac'ın HER TÜRLÜ SAFHALARI var. Önce uzay yürüyümü (Mekke'den Kudüs'e) sonra dikine olarak Allah katına bir yolculuktur Mir'ac.

Konunun geçtiği chat : [03-10-2001]

2

Evet sağdakiler diye başladı yani bildiğimiz Cennet. Burası ORTA sınıf.... Üstün bir ALTI yani... Sidre'yi TAVAN tutuyor burası. Halbuki oınun üstünde ise Sirde "TABAN", Arş Tavan oluyor. Cebrail as. Resulullah'a Mirac’ında diyor ki: "Ya Resulullah, ben buradan öteye geçemem... Çünkü tüm mekanlar burada (Sidre'de) biter..) Hatırladınız mı??? Ve İDRİS'i bulalım, Kur'an'da iki yerde geçiyor...

Konunun geçtiği chat : [04-11-2001]

3

İsra'nın 7 anlamından ilki NAMAZ KILMAK'tır.

İkincisi "Mescidi Aksa ile Mescidi Haram arasındaki mesafenin matematiğidir" (Mekke-Kudüs).

Üçüncüsü : Bu mesafeyi siz YÜRÜYEREK değil, o mesafe size YÜRÜTÜLEREK alırsınız. Yani uzay size yürür. İsra = Uzay yürüyümü.

Dördüncüsü İsra = Yatay Miractır/Namaz mü'minin YATAY Miracıdır. Yatay Mirac dikine Mirac'tan farklıdır. Bunun içindir ki Allah bir tek değil (Mi+rac değil). Mearic=Mirac+LAR diyor. Namaz kılan Yatay miraç yapmış olur... Kudüs-Mekke arasında bir astral projeksiyon yapmış gibi olur...

Mekke=İsma , Kudüs=İsra demektir bu da beşinci anlamı gibi 7 anlamı vardır.

Birincisinde İbrahim'in Sara'sı ve İsrail'i. İkincisinde yani Mekke'de ise HACER yani İsmail'i vardı. Sara'nın doğurduğu İshak, İsmail'den küçük idi. O yüzden İSRAİL adı İshak ve Yakub arasında BİR adım ilerledi. Bism demek, İsmail'in adıyla da demek. Ama İsmail aslında dünya logosunun MELEĞİNİN adı, bunu çoğunuz biliyorsunuz : Mikail'in sağ kolu.

     Konunun geçtiği chat : [07-12-2001]

4

Uyku moduna geçtiğimizde bu iki alan birbirine DİKGEN olarak ayrılıyorlar. Elektrik alan YATAY olarak kağıdın yüzeyinde kalıyor (Yatay=Yatak), öteki de RÜYA görmek üzere sanki DİK OLARAK yukarı çıkıyor. Yani soyut (-70 kg. takyon olan) BEDEN GÖKÇEKİMİ gereği YUKARI düşüyor... Piri Reis'in çıktığı gibi ve en uzunu Mir'ac olan DİKİNE bir yolculuğa çıkıyor Resulullah. Bir günün bin yıl olduğu bu yolculuktan döndüğünde YATAĞI = YATAYI daha soğumamıştı ve gördüğünün de RÜYET = HOLOGRAM olduğunu ayetler bize açıklıyor. "Sana gösterdiğimiz Rüyet...." diyor ayet. İşte ben bu DOĞRULTUYU yani DİKEYİ kastediyorum. Magnetik alan (Bilincimiz) YUKARI çekimine tabii oluyor. Arapça "Ruyet = Rüyanın bilinçli, uyanık ve güdümlü olanı demek.

Konunun geçtiği chat : [24-12-2001]

5

Resulullah'ın miracı gibi : FOTON DURUYOR ama Güneş-Dünya arası mesafe (Mescidül Haram ve Mescidül Aksa) UZAY YÜRÜYOR.

Konunun geçtiği chat : [20-01-2002]

6

Şimdi çok dikkatle bakınız : “İnsanlar”=Tardyon, “Cinler”=Luxon, “Melekler”=Takyon. İşte bu hızlara bu üç vitese göre ŞEHİDLER, E(Luxon) = M(Tardyon) x C2(Takyon) dönüşümünü yapabiliyorlar. Ayetin arapçasında kelimeleri bölerek okursanız, “melek de olabilen” anlamındadır, ama E, M, C2 hepsini olabilen, yeter ki hızı için izin çıksın. Resulullah Mekke'den Kudüs'e “m” halinde gitti. Mir'ac rüyetini “E” halinde (Enerji bedenle) gördü. Bu beden Sidre'ye kadardır. Ondan sonra da “C2” bedeniyle gitti. Dönüşte hız keserek bu bedenleri sırayla geri aldı. Yatağına döndüğünde daha sıcaktı yatağı.

Konunun geçtiği chat : [10-02-2002]

7

Dikkat ettiniz mi? Tarık=Durakhapalam ve Turakapalam (Hintçe ve Tibetçe), Altın gibi ışıklar saçıyor (kendi kendine parlayan). Daha önce de kitaplarımda yazmıştım. Tarık, Durakhalapam ve Burakhapalam (Refref ile Burak=Mirac'a yol veren vasıtalar)... Resulullah da sanki uzay-üstü uzay'a GÖK'e çıkmıştı Mir'ac'da. Orada Rauf (Refref sürücüsü) ve Burak sürücüsü olmuştu (Cahiller Rafraf için minder; Burak için katır ya da deve diyorlar. Hadisçiler böyle tanımlıyor).

Nur-35'de DURAKAPALAM'ın (Tarık) işleme-çalışma biçimi ve mekanizması anlatılıyor. Bu zaten bildiğimiz, torunlarımızın bulacağı UFO'dan başkası değil (6.anlamı bu)

Konunun geçtiği chat : [03-03-2002]

8

Mir'ac'ın sırrı İSRA Suresi’nde ve ayrica Resulullah'a "Sana gösterdiğimiz rüyeti hatırladın mı?" diye soran ayette KESİNDİR. Bir de Mir'ac'ın rüyet/rüya olduğuna ilişkin ayet var. Mir'ac, yani yükseliş, (ascencion) Kur'an'da yoktur, çoğulu olan Mearic aracılığıyla Mir'ac kelimesinden haberdarız. Rüyet (Rüya) ise bir Hayal=Hülya'dır. Hayal/Hülya ise HOLOGRAM'dır. Yani Resulullah bir HOLAİSTİK bedenle Mir'ac’a gitmiştir. Bunun için ayet "Rüyet" demektedir. Oysa DİKİNE olan bu bedensiz yolculuğun tersine bir de YATAY (İsra) olarak gerçek BEDENİYLE Mekke-Kudüs arasında uzay yürüyümünü kullanmıştır. O'nun için Allah'ımız uzayı yürütmüştür, yani uzay Resulullah'ın ayak altında bir halı gibi kaymıştır. Kudüs ayağına gelmiştir efendimin, o gitmemiştir. Ancak, DİKİNE olarak yukarı çıktığında ise, önce beden "Enerji beden" haline gelir. Artık madde degil, salt enerjidir. Daha sonra EKSİ beden (takyon) devreye girer. Bu kez –70i kg. olarak tüm mekanların bittiği yere gider : Sidre! O beden de orada bırakılır. Çünkü eksi boyutlar da BİR MEKAN içinde yer alır. Mekan yoksa EKSİ beden de yoktur. Sidre'den yukarı giden bir BURAKHAPALAM, size "taşıma" mekan oluşturur (mataranıza su koymak gibi), mekanı yanınızda taşırsınız. Ta ki... Taşımanın da olmayacağı yükselişlere kadar...

RAF RAF (Shelves-in-shelves), Allah'ın RAUF adı, Raf=irtifa kelimesinden gelmektedir. Tevbe Suresi’nin sonunda RAHİM ve RAUF kelimelerini göreceksiniz. İkinci sır da burada. İçinde Rahman ve Rauf yani Allah'ın iki adı var.

Tevbe-128 : ‘Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm harısun aleyküm bil mü'minıne raufür rahıym’

RAUF ve RAHİM. Bunların “şefkat” ile ilgisi yok. “Şefkat” zaten “müşfik” gibi “şifa” kökünden gelir. Ama kelime RAF, irtifa yani... RAUF demek, RAF RAF yukarı çıkan demek ve RefRef denen Mir'ac aracına BİNİLDİĞİNİ gösteriyor. RAUF Resulullah'ın adı değil, ama O YERDE ARAÇ olarak verilmiş kendisine. Resulullah Er-Rauf değildir. Çünkü RÜYET görmektedir ve Resulullah ayrıca Er-Rahim de değildir. Ama RUH olarak RAHİM denen BÜYÜK BOYNUZ içindedir.

Konunun geçtiği chat : [26-04-2002]

9

Şimdi ise 114 batı ve 104 doğu birleşimi ve birliği olan HANİFLİK var. Biz 110'ların BAZINDA (Base, Basis), o saksıdan yetişmiş YENİ insanlar olarak çıktık ortaya. Dikkat ediniz ki : İÇİNİZDEN geldi diyor. Arkadaşınız Muhammed (ss) diyor yani... Bu ayetler o çağı bağlıyor... Ve şunu anlıyoruz ki "O büyük Arş'ın sahibidir” dendiği için RESULULLAH Mir'ac'da ARŞ'ın eşiğine kadar gitmiştir. RAHİM'e girmiştir. Daha önce de RAFRAF'a (Rauf'a) girmiştir. İkisi Allah'ın adıdır ama RESULULLAH'a temelli vermemiştir. Sadece MİR'AC boyunca... Araç, elbise, vize olarak vermiştir. Oysa tüm Kur'an tevilcileri "Allah iki adını Resulullah'a verdi" diye kralcılık yapmaktalar. Böylece Rafraf (Rauf) ve RAHİM ile Burak'ın sırrını da almış oluyoruz. Ve biliyoruz ki, Resulullah, Mir'ac'a önce cesediyle (beden) sonra enerji bedeniyle ve sonra Sidre'den itibaren de RÜYA bedeniyle (takyon dinamiği) ve daha sonra da Burak-Rafraf yoluyla, ALLAH'a söz verdiği Kalu Bela'daki Horn Hole içine gitmiş ve Rabb’iyle orada buluşmuştur.

İşte Hanifcandaşlar, MİR'AC'ın sırrı budur. Mir'ac ile ilgili ayetleri böylece vermiş bulunuyorum. Tabii Mir'ac’ı anlatmam Larousse gibi 24 cilt olur gerçekten... Ama ÖZETLE böyle MIR'AC! Üç ayrı elbiseyle ve Hologram elbise olarak KALU BELA (ucu Arş'a değen Boynuz=Nefhi Sur=Horn Hole), ayrıca Refref ve Rahim bedenleriyle "MİR’AC'DA yeniden doğduğu RAHİM'e gitmiştir Resulullah... “Rahim” = Son derece merhametli demektir. Ve Resulullah o RAHİM'e gittiği ve orada Rabb’iyle buluştuğu için gerçekten BİZİM İÇİN MERHAMET ETMEKTEDİR, yani RABB’İMİZDEN BİZİM İÇİN dilek dilenmektedir. Selam-selam ve selavat üzerine olsun.

Konunun geçtiği chat : [26-04-2002]

10

Orada yalnız değildir Jana, eminim Noel baba ve kızağı Ona yardım edecektir.

Jana Zülkarneyn kategorisinden. Noel baba ise çok farklı : Biz zaman BOYUNCA hareket ederken, Noel baba için ZAMAN (Dehr) şu “ZAMAN Noel baba BOYUNCA yürüyor”. Sanki Noel baba SABİT bir akrep/yelkovan. Dönen ibreler değil, SAAT, sabit akrep/yelkovan çevresinde dönüyor. Böyle bir şeyi gözönünde canlandırabiliyor musunuz?

Benzeri bir durum da Yatay Mir'ac'da olmuştu. Resulullah 70 cm. yukarıda durmuştu olduğu yerde... Ve Kudüs uzay yürüyümü yaparak RESULULLAH'ın ayağının altına gelmişti. Kudüs Mekke'ye gelmedi. Kudüs geldiğinde, Mekke de eşit uzaklıkta ayağının altından kaymıştı. Bu mezar mesafesi 70-75 cm. kalınlığındaki bir ÜST uzayda. Siz uzayda yürümezsiniz, uzay size yürür. Uzaya eşlik eden ZAMAN da... O yüzden Resulullah döndüğünde YATAĞI bile soğumamıştı. Yani zaman yürüyümüne sahip olmuştu.

Bunu kaba bir örnekle açıklayayım. Dünyanın çekimi olmadığını düşünelim. Yani dünya bizi çekmiyor ve dönerken de bizi de kendi ile birlikte döndürmüyor. Yani uzaydaki gibi asılı kalabiliyorsun ama 70 cm yukarıda bir yerde. Diyelim ki uçak ile İzmir'den Brezilya’ya gideceksin, Rio de Janeiro'ya. "Sapma açını belirlediğinde" 70 cm yukarıda sen durursun. İzmir senden hızla uzaklaşırken, Rio da yaklaşmaktadır. SEN OLDUĞUN YERDESİN. Hareket eden sen değilsin. Dönen dünya... O Rio'yu ayağına getiriyor zahmetsizce... Ondan sonrası malum : "Durdurun dünyayı İNECEK var."

Konunun geçtiği chat : [15-05-2002]

11

Tabutu şu bizim cesedimizin tahta ambalajı sanmayınız. Adı öyle Tabutüssekine. MİSAK'ın bir anlamı daha ortaya çıkıyor. BURAK ve RAFRAF'ı kullanan RESUL = Elçilerin başı tek elçi HIZIR'DIR. Resulullah'ı da Mir'ac'a götüren PİLOT yine Hızır'dır...

Konunun geçtiği chat : [19-06-2002]

12

O zaman MEKAN şartı ortadan kalkıyor, dürülmüş oluyorsun, içinde bir mekan oluşuyor. Cebrail bunu yapamıyor, çünkü iki yay mesafesi DIŞA AÇILABİLİYOR, ama bu tünel süreci değil, SİDRE süreci. O tersyüz ya da içdış olamıyor. Tam tersine görünmesi gerektiğinde parabol anten gibi tüm ufku kaplıyor. (Sidre örtüşmesi) İşin tuhafı Resulullah'ın Mir'ac güzergahını bir kez kullanmasına karşılık, HIZIR dede, orayı gidiş geliş yolu yapmış durumda. Sahilde, kordonboyunda tur atarsınız ya, öyle bir şey...

Konunun geçtiği chat : [05-07-2002]

13

Resulullah da öyleydi : "İki yıl AYET İNMEDİ". HİRA KEHF'inde kalmıştı. Orada Zilzal'a yakalandı. Mirac ile o etkiyi ancak giderdi, yatağı soğumamıştı. O koskoca Resulullah, Ona böyle şeyler olduktan sonra biz kimiz ki? Şükredip oturmaktan başka bir çıkar var mı? Elhamdü lillaHİ Rabbil alemin. HİRA fenomeni Resulullah'ın DABBETLİĞİ idi.

Konunun geçtiği chat : [28-07-2002]

14

Şimdi irdeleyelim: Girişte SONSUZ ÖZÜNLÜ(sonuşmaz enerji olan) NUR KUDRETİNİ (ennoorgy) anlatılıyor (Tesbih azalacağına çoğalan TAKYON enerjisinin adıdır)

 

“Bütün varlıkların tespihi o kudretdir ki ... ayetlerimizden bazılarını kendisine gösterelim/kendisini ayetlerimizden bir parça olarak gösterelim diye...”

 

Bunu Resulullah'a bir kaç kez gösterdi. Cebrail (ki takyon) YÜKSEK bir ufukta idi (Sidre) ve Dünya izdüşümü vermişti. Daha önce de Resulullah onu görmüştü (Hira dağında KEHF'de)

 

Gelelim devamına: “... kulunu, gecenin birinde Mescit-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya yürütmüştür...”

 

Şimdi : İKİ KIBLE arasında bir YÜRÜMEDEN söz ediliyor. Yani eski Kıble KUDÜS ile şimdiki kıble KABE arası... Resulullah yürümüyor. Resulullah sanki 5 cm kadar Z boyutunda havada duruyor, onun altından x ve y (dünya yüzeyi) yürüyor. Yani bir mescidde ayağını kaldırıyor, diğeri altından geçerken İNİYOR. Ve yatağı bile soğumamış oluyor! (Bunun için Philadelpiha deneyi başarılı olmuştu) x ve y arasında iki noktayı ENİNE geçtikten sonra DİKİNE Z boyutunda ise Mir'acını tamamlıyor (Sema'ya çıkıyor) Buraya kadar anlaşıldı mı?

 

Uzay yürümünü böylece anlattıktan sonra (Ki illa ki ayetlerden anlatıyoruz.) Şimdi Tarık altında UZAY YÜRÜYÜMÜ nasıl oluyor?

 

İsra-ilk ayetleri zaten tafsilatlı tek kitap olan Kur'an'ın BU AYETİNDE saklıdır. Yani Philadelphia, Şeytan üçgenleri ve UFOloji bu AYETİN ŞİFRESİ içinde haber verilmiştir. Anlayana/görene= innehu hüves semıul besıyr (Allah işitici ve görücüdür).

 

Semiu aynı zamanda >>>>>> DUYURAN, ilan eden, önceden bildiren-demektir. Tıpkı El Habir >>> Hem haberdar olan hem haber veren ismi gibi...

 

Tarık "Mekke-Kudüs arasını YATAY olarak kat ediyor zaten. Ama bundan ötesinde Tarık MİR'ac'ın bir etabına (Tarık Semasına) çıkabiliyor. Yani UZAY YÜRÜYÜMÜNÜ philadelphia gemisindeki gibi enine değil DİKİNE başarıyor. Pekiyi tarık semasına çıkınca ne olur?

Konunun geçtiği chat : [10-08-2003]

15

GEMİ y a t a y düzlemde yolculuk yaptı. Örneğimiz Kur'an'da Hazır: Mescidi aksa ile Mescidi Harem YATAY uzay yürüyümü... Yani x ve y düzleminde gemi veya Resulullah uzay yürüyümü sağlıyorlar. Ama biliyoruz ki, Resulullah bundan sonra DİKİNE (z ekseninde) MİR'ACA çıktı... Gemi aşağıda kaldı demek istiyorum...


Ya Z dikine çıkan insanlar??? Zoraki MİR'AC yapanlar???


Philadelphia'daki askeri geminin TAYFLARINA ne oldu? Şaka değil -zoraki mir'ac ettiler-. Dikkat ettiniz mi: Bermuda gibi doğal elektromagnetik aşırı fırtınalarda GEMİLER BOMBOŞ! İnsanlar nerede? Evet insanlar nerede? Biraz mütalaa yapar mısınız?


(Hans Ayberg'den sırların mekanizmasını açık açık ilk ve tek dinlemektesiniz.)


Şimdi insanların nereye gittiğini ANLAYALIM. Z boyutunda DİKİNE (mir'ac asansörü gibi) hızla YUKARI gidiyorlar. Nasıl gidiyorlar, olur mu öyle şey?


OLUYOR: Çünkü AMPLİTÜD denen bir kavram var dalga mekaniğinde... Ya da genlik deniyor...


Normalde elektrik ve magnetik alanlar birbirine ÇAKIŞIK TEKMİŞ gibidirler. Ama DİPOL (Çift kutup) olunca birbirdlerine DİKGEN olurlar. Elektrik alan 4 boyutlu evrende (xy düzleminde ve yüzeyinde) yatay olarak salınırken MAGNETİK alan tersine buna DİK olarak Z boyutunda yukarı GENLEŞİR.


Gemi aşağıda yüzeyde 630 mili üç dakikada katetti. Sıçramalı olarak bir kaç yerde daha göründü ve sonra yeniden Philadelphia'ya döndü. Yani Mescidi Harem ile Aksa arasında bunlar oldu...


Demek ki Elektrik alanın amplitüdü (genliği) YATAY olarak 630 mil değerindeymiş. PEKİYİ, ya dikey olarak... AYNI....


Tayfalar 630 mil yukarı çıktılar... Çünkü elektrik alan daima xy boyutlarımızın YÜZEYİNDEDİR (ışık konisi gibi yayılır). Elektrik daima cisimlerin YÜZEYİNDE bulunur. (Elektroskopun içinde değil, yüzeyindedir.)


Ama Z boyutunda bir LAZER gibi dimdik çıkan magnetizma yüzey değil, TÜNEL enerjisidir. İÇSEL enerjidir.


Şöyle de diyebiliriz: Elektrik enerjisi sadece pozitif enerjidir. Magnetik enerji ise nur kudretinin tünel ucunda olduğundan NEGATİF enerjidir. İkisinin cebirsel toplamı ve/veya anomali aritmetiği EŞİT değilse, işte o zaman Z dikine mirac başlamış olur.


Pekiyi bir insan nasıl hem YERDE hem YUKARDA olur?


İnsanları bir PARÇACIK olarak düşünün. Her parçacık aynı zamanda DALGACIKTIR. Yani insanın da düalitesi vardır. Nasıl kanıtlarız bunu? İşte uyuyunca doğal olarak elektrik alanımız (ki cesedimiz) yere yapışıp uyur, buna ters duran MAGNETİK BEDENİMİZ (Kirlian'dan başlayarak tefekkür ediniz) ise YUKARI düşer.


Çünkü kitlesi ceset gibi sıfırdan büyük değil; adı üzerinde bilinç=Takyon olduğundan sıfırdan küçüktür. Sıfırdan büyük her şey yere düşerken; sıfırdan küçük (Aynanın ötesindeki görüntümüz) ise GÖĞE düşer. GÖK=Z boyutu.


Tayfalar nereye gitmiş oluyor bu durumda???


<> geleceğe

            Oraya gelmeden, GÖĞE düşmenin türlü paranormal hallerini zaten yaşıyoruz. RÜYA'mızda Philadelphia gemisi gibi gitmediğimiz yerlere (misal alemine) gidiyoruz. Komada ya da narkoz etkisindeki ameliyatlı hastaları hatırlayınız: "Kendi ameliyatımı yukarıdan seyrettim" dediklerini...

Bedensiz Astronomi neydi? Astral vizyon da denen gezici durugörü... BEDENİNİZ burada ama siz YUKARIDA gezmektesiniz.

Konunun geçtiği chat : [27-08-2003]

16

Şöyle de diyebiliriz: Elektrik enerjisi sadece pozitif enerjidir. Magnetik enerji ise nur kudretinin tünel ucunda olduğundan NEGATİF enerjidir. İkisinin cebirsel toplamı ve/veya anomali aritmetiği EŞİT değilse, işte o zaman Z dikine mirac başlamış olur.

Konunun geçtiği chat : [27-08-2003]

17

<> Pîrî Reîs nereden çizdi harîtasını

 (Evet lafı ağzımdan aldınız.) Piri reis'in MIR'ACI noktasıdır. Neden başka yerler değil de Piri Reis haritaları, MUSA'nın balığının geçtiği yerden çizilmiştir. Veya gözlemci olarak gördüğünü betimlemiştir.. Ipucunu verdim: MIR'AC dedim. Bu mini bir Mir'ac! ve sadece TIN-ZEYTUN-TURu SINA-BELEDÜL EMIN(Mekke) dörtgeninde oluşmaktadır. Sina'daki o vadinin ismini anımsıyor musunuz?

Konunun geçtiği chat : [26-09-2003]

18

<> yanlış hatırlamıyorsam RAUF ismi sadece mirac boyunca verildiğini yazmıştınız.

Evet Rauf ismi MIRAC boyunca verildi. Mirac'da gittiği yer ise >>> RAHIM idi. (Nefhi sur'un içi, Allah'ın bir anlamda RAHMI)

Konunun geçtiği chat : [05-12-2003]

19

Bunun öncesinde ALAMET olmadan kanat indiren ise Resulullah efendimiz idi. Mirac'a GERI dönmedi, istese Idris gibi o katlarda kalırdı. Vefat etmeyi, ölümlü olmayı istedi. Ayet, efendimizin kanat indirdiğini bildirir. Şefkatle, merhametle kanat indirmek, kanatlarıyla kucaklamaktır bu...

Konunun geçtiği chat : [17-12-2003]

20

Ruyet ru'yelleti biçiminde Bu hangi rüyadır? Bilen var mı?

 

<> duru görü denilen tür mü?

<> mirac

            Herkes HAKLI! Geniş anlamlıdır. Mir'ac'ın DIKINE bölümü de bir rüyettir. dikine çıkışı olan kısmı Rüyettir. Cebrail "Ben buradan -ki sidre- yukarı çıkamam" dediği andan itibaren RÜYET biçiminde yukarı çıkmıştır. Dikine çıkışlar (Mearic=Mir'ac+LAR demektir) yine BEDENSIZ ASTRONOMI, GEZICI DURUGÖRÜ ASTRAL PROJEKSIYON denen "Bedenin değil de, RUH'un seyahatlerini" ilgilendirir. Beden de zaten buna uyar. (Unutmayalım, ruhen atmosfere çıkan Philadelphia tayfaları ve bazı clair voyance sahipleri yerde / dünyada oldukları halde, bedenleri ŞIHAB etkisiyle yanmakta yani kozmik ışınlar ile vurulmaktadırlar.) Kendiliğinden yananların sayısı milyonu aşmıştır. Bu küçümsenmeyecek bir rakamdır. Bunların tamamı magnetik DIK alanları doğrultusunda >>> GÖĞE DÜŞMEKTE’dirler. Yukarılarda ise KORUNMUŞ TAVAN yoktur, (sanırız yok edilen kavimler den bazıları bu sayıyı arttrıyor) Yukarıdaki tavan ötesinde "Şeytanlar taşlanmaktadır". Gök korunmuş tavan aracığlığıyla "Taşlanan şeytandan korunmaktadır". Eğer tavandan yukarı çıkarsa BEDENSIZ ASTRONOT, yerde (dünyada elektrik alanda) bıraktığı bedeni de ÇAKIŞIK olduğu  DÜĞÜM noktasından itibaren bedeni de etkilemektedir ve YAKMAKTADIR. (Kendiliğinden yananlar)

Konunun geçtiği chat : [11-01-2004]

21

<> Mirac olayı,abese suresinden önce mi? sonra mı?

            Mirac Mekke'nin fethinden sonra. Yani Abese'den sonra. Aslında şu var ki anlatması çok zor. Mirac >>> RÜYETTİR.

Yani önce veya sonra diye bir şey yok, zaman içinde zaman da değil, zaman ötesi zamansız bir takvimde yapılmıştır.

 Nasıl ki bir mescide Allah'ın evi deriz. ama Allah'ın oturacağı bir yer yapmıyorsak

Mirac için de ÖNCE-SONRA ve zaman diye bir şey yok (Bunun sırrı İsra ve Rüyet=Hologram kelimelerinde. 23 yılın tamamı içinde bir RÜYET miktarı tutuyor Mir'ac (dikine yolculuk). Buna Rüyet deniyor, dikine mir'ac deniyor, bir de bunun yatayı var. (Mekke ve Kudüs arası) Yani benim yanıtım şu : İSRA denilen bu iki mescit arası uzay yürüyümü Abese suresinden sonra olmuştur. Fakat İSRA ve RÜYET'i birbirinden ayırt etmelisiniz. Birinde zaman boyutu var; ötekinde yok. Mir'ac için zaman yok, eğer bir zaman verelim illa derseniz, o zaman 23 bin asır derim ki, efendimizin ömrünü aşar.

Ama İSRA (Gece yürüyüşü veya uzay yürüyümü), bunun zamanı vardır. (Mesela döndüğünde daha yatağı soğumamıştı, diyorlar ya). İşte en anlatması güç olan da şu : Rüyet tipi Mir'ac’da yolculuğa çıkmadan dönmüş olursunuz... Bu durumda ZAMAN da yok... Efendimiz 63 yaşında bir yolculuğa çıkıp 51 yaşında onu bitirmiş gibi bir şey... Zamanla ve saatle kısıtlanamıyor. Maddi evren (uzay) İSRA ile biter. Yani Sidre'de iş biter, çünkü tüm uzay yürüyümleri biter mekan diye bir şey yoktur. O zaman da R Ü Y E T (Hologram kuramı) uyarınca soyut mekansız mekanda, (non function parageodezi), yani bir tür RÜYA aleminde gibi mir'ac'a gidersin. Oraya çıktığında mesela, evrenin kalan ömrü bitmiş, kıyamet kopmuştur, yani mesela 36.asır olmuştur, veya 40.yy ve döndüğünde, bir de bakarsın ki, yatağın soğumamış, böyle bir şey...

Özetle: isra suresi gereği İsra olayı. Abese suresinden sonra, ama Mir'ac Rüyeti. (kıyamet bile kopmuş bir tarihe yayılmıştır. Buna Abese'den önce veya sonra diyemeyiz. Adem cennette biraz kaldı, ama yeryüzünde 5 milyar yıl geçti, cinler göçtü, bitkiler hayvanlar evrim falan oldu, en son Adem indi dünyaya. Bir de baktı ki o evrim de kendi çamuruymuş, cennetteki çamur...Tüm canlıların atası ADEMDİR, domatesin bile. O da Adem çamurunun yeryüzü serasındaki mühsulü ürünüdür... Mir'ac RÜYETİ de böyle bir şey...

Konunun geçtiği chat : [25-05-2004]

22

Şimdi ben size iki ZONe daha vereceğim: Nasıra (Nezareth) ve Beytüllahim (Betlehem). Dördü de Kur’an’da geçen, dördü de KUD’ÜS’ün zonları olan dört yer... (Ayetteki ZONE isimleri çok büyük sırlar içermektedir.) Mekke ile Kudüs arasındaki uzay yürüyümünün yani sanal bir trenin iki durağı var: Mekke’de başlayıp Aksa’da biten bu yolculukta BETLEHEM VE NEZARETH’de tren iki kez durur? Ve BETLEHEM’de DİKİNE Mir’ac’ın yolu görünür. (Bu yatay uzay yürüyümü idi.)

Mescidil Aksa’dan sonra NASIRA durağında “İsa’nın MEWT Rotası” DİKİNE olarak görünür. Yani Mir’ac’lar türlü türlüdür:

1. İdris’inki gibi olanı: O yüce bir makama kaldırıldı ama geri gönderilmedi.

2. İsa’nın Mi’rac yolu: O bu evren dışına alındı ama geri GÖNDERİLDİ.

3. Efendimizin yolu: Yani enine yürüyüm ardından “dikine ascention”a geçiyor.

Nasıl geçiyor? İdris rotasından, İsa’nın GERİ DÖNECEĞİ kapıdan çıkıp (ileride yine buradan dönecek) İsa gibi evren dışına çıkıyor. Bir anda Süper Uzayın ikisini (Aşağı ve yukarı misal alemlerini) kat ediyor. Sonra otomatikman burada mekanlar bittiği için mekanların son noktası Sidretül Münteha’ya varıyor. Cebrail orada PES ediyor.

Yukarıda elbette Cebrail’e yasak ama onun gidebileceği mekanlar var: Örneğin ruhların mekanı => Doğmamış bekleyenler ve/veya ölüp buraya geri dönmüş olan RUHLAR; Cebrail gibi, efendimiz gibi BEDENLİ olmadıklarından mekanların bittiği yerin üzerine YANİ HORN HOLE (Nefhi Sur) içindeki Alemi Ervah’a çıkabilirler. Eğer Cebrail de ÖLÜMLÜ olsaydı, o da sadece bir ruh olarak oraya çıkabilirdi. Ama bedeni Sidre’yi KAPLAMAKTADIR. Yani bedene bağımlıdır. OK? (Cebrail Kıyamete kadar ölümsüzdür. RUH halinde değildir ki yukarı HORN HOLE’a çıksın demek istemiştim.) Şimdi bir açmaz var: Pekiyi efendimiz nasıl oraya BEDENİYLE gitti? Bu soruyu sormakta haklısınız? Yanıtı Kur’an’dan alalım: “Sana gösterdiğimiz RÜYET’i (hologram)....” (Ayet lütfen...)

 

<> (İsra  17/1) “Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescidi Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa’ya götüren O (Allah) yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.” Sübhanellezı esra bi abdihı leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezı barakna havlehu li nüriyehu min ayatina innehu hüves semıul besıyr” (İsra 17/1)

<>(İsra 17/60) “Hani sana ‘Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır’ demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.” “Ve iz kulna leke inne rabbeke ehata bin nas ve ma cealner ru’yelletı eraynake illa fitnetel linnasi veş şeceratel mel’unete fil kur’an ve nühavvifühüm fe ma yezıdühüm illa tuğyanen kebıra”

            “Sana gösterdiğimiz o rüyayı...” “Sana gösterdiğimiz o rüyayı...” “Sana gösterdiğimiz o rüyayı...” Ruh (özellikle bizler uyurken) DÜŞ görürüz. Bu öteki alemden PARAZİTLERDİR veya HABERCİ rüyalardır veya benzeri de ja vu’lardır. Şimdi efendimiz aslında RÜYADA gitmiş gibi mi oluyor? Hayır, bunlar dünyadaki HOLOGRAM türlerinin (rüyet ve hülyetlerin; rüya ve hülya ile hayallerin) yukarı katlara göre REFREF (raf raf) dizilişidir. Dünya katındaki bildiğimiz hologram (Rüyet/Hülyet) cin evrenine hızlandığımızda;

a) Halucination-grafikleri (HaluGRAM) olur.

b) Holloween grafikleri (Hollowgram) olur.

Holloween ve Hollow kelimelerinin Türkçesini yazar mısınız? Birde Halusinasyon’un tanımı? Holloween (Cadı bayramı); cadı bayramının tanımı lütfen?

Konunun geçtiği chat : [11-09-2005]

23

OVERWRİTE OVERREAD ile İKRA ve İSRA ilişkisini yazmıştık. Ve bir şehid OVERWRİTE üzerine OVERREAD olabiliyor. İşte İSRA ve İKRA'nın sırları bunlardı...

Efendimizin MİR'ACI (Aslında Mearic'de mirac deniyor, burada İSRA), bu başka,İsra başka. Yani mir*ac başka; İSRA başka aralarında RÜYA/rüyet farkı var. "Sana gösterdiğimiz o rüyayı...." ayeti lütfen

 

<> 17.60] Hani, sana: "Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır." demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Biz onları korkutuyoruz ama bu onların kudurganlığını artırmaktan başka bir katkı sağlamıyor. [Ve iz kulna leke inne rabbeke ehata bin nas ve ma cealner ru'yelletı eraynake illa fitnetel linnasi veş şeceratel mel'unete fil kur'an ve nühavvifühüm fe ma yezıdühüm illa tuğyanen kebıra]

            Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı...insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Evet MİRAC bir fitnedir! Ettehıyyatü derken KÂFİR olduğumuzu biliyor muyuz?

Kara Davut şerhini okurken ŞEYTAN'ın askeri olduğumuzu biliyor muyuz? mir'ac bir fitnedir ve ben de bir fitneyim.

 

< > bilmiyorduk o soz basimiza gelince ogrendik idrak ettik, thank you :) mip mip

            İSRA başka MİR'AC başka. Rüya>>>>H O L O G R A M gerçektir. Uzay yürüyümü YERYÜZÜNDE >>>İSRA biçiminde gerçekleşmiştir. Bu dünyanın -gerçek sandığımız-gerçeğidir. YERYÜZÜ iki boyutlusundan AYRILMA olmamıştır. Bunun için GECE yürüyüşü denmiştir. Yeryüzünün iki noktası (M.Aksa ile M.Haram) sizin ayak tabanınız altından YÜRÜTÜLMÜŞTÜR. Bunda HOLOGRAM yoktur, Uzay yürüyümü vardır. Ama HOLOGRAM>>>O rüyadır (Hayal-gram, Hülya+gram, Ruya+gram gibi). Bir tuhaf soru soracağım: Cebrail mi gerçek yoksa ben mi gerçeğim?

<msccp10SCE> İkisi de (takyon ve tardyon) kendi evrenlerinde gerçektir. Bir melek buraya nasıl gelir? (Cebrail, iki yay mesafesi, Sidre vb. ayetleri ltf) (Sidreyi kapsayan kapsadı...Onu daha önce de görmüştü....vb.)

 

<> 53.9] İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.

<> necm (13-14) Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nin yaninda önceden bir defa daha görmüstü.

            53.surenin bu ayetlerini yazınız ltf. Böylece bir HOLOGRAMIN nasıl bizim iki boyutluya adapte olduğunu göreceğiz.

 

<> 53.9 İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.

<> 53.10 Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.

<> 53.11 Kalp yalanlamadı gördüğünü.

<> 53.12 Onun gördüğü şey hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz?

<> 53.13 Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.

<> 53.14 Son sınır ağacı, Sidretül Münteha yanında.

<> 53.15 O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe.

<> 53.16 O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,

            Allah niye yemin ediyor? Mecburiyeti var mı? Evet>>>ÇÜNKÜ o bir RÜYA, yani hologram, gerçek olan Hologramdır. (Biz burada rüya görüyoruz aslında, biz değil onlar DİRİ)

            Allah niye yemin ediyor? Mecburiyeti var mı? Çünkü bize göre burası GERÇEK, inanmamızı istiyor ki orası gerçek. Çünkü efendimiz dünya yüzeyinden (Aksa x harem kare gibi) kurtulup ÜÇÜNCÜ BOYUTA geçiyor. (Yay mesafesi, kürenin yüzeyinden yukarı çıktığımız anlamında bir yay=r, iki yay=R, yani bunun küpü) Efendimiz bir ölünün GİDECEĞİ yere gidiyor. Aksa ve Harem SOMUT, ama onun gideceği yer RUHUMUZ gibi (bu deneyimi yaşayacağız) SOYUT. iyi bir kul illa ki illiyin'e gider, oradan yukarıda SİDRE vardır. Onun üstünde mekanlar biter (Burak ve refref vardır), sonra taaaaaa ruhun gönderildiği yere yani Arş altırndaki HORN HOLE (sur borusuna) gidersiniz. Siz oradan buraya DOĞMAK üzere postalanmıştınız. ÖLMEDEN oraya bir şekilde döndünüz. (Bu mümkün çünkü İdris as. da Sidre'ye ÖLMEDEN gitti ve orada kaldı/halen de orada) (İdris ile ilgili ayet ltf)

 

<> 19.56] Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi.

<> 21.85] İsmail, İdris, Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.

<> 19.57 Onu yüce bir mekâna yükselttik. [Ve rafa'nahü mekanen aliyya.]

            İdris'in "Yüce bir makama kaldırıldığı... İşte bu SİDRE

 

<> [019.057] [E0] Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik

            Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik>>>>SİDRE. Sidre neresi, adresi ne? “Son sınır ağacı, Sidretül Münteha yanında. O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe.” (53/14-15). İdris işte burada! Efendimiz İdris makamına da gidiyor (RafRaf). “Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik”. ref'ettik, REFREF ettik değil, ref (raf, irtifa, terfi), refref ise MAREŞAL veya ordinaryus rütbesi terfiisi gibi, daha üstü yok. Demek ki efendimiz bu Refref7i de geçmiş... “Ve rafa'nahü mekanen aliyya.” İlliyyin diye bir RAF mekanına terfi ettirdik. Sidre'de TÜM MEKANLAR biter, ama bunun ötesinde bir RAF mekan var. (aslında Burakh denen yer) bunun üzerinde RAF üstüne RAF mekanlar var.

Son durak >>>>>>>>HORN HOLE(gram) yani >>NEFHİ SUR. İşte efendimiz SAF RUH haliyle orada Rabbiyle konuştu. Konuştu diyorum, buna yasak yok, çünkü eğer oraya giderseniz, orası zaten KALUBELA, sizinle Rabbiniz konuşmadı mı orada (gerçi hatırlamazsak da gözümüzle görmüşçesine şahidiz). Efendimizin konuşması MÜMKÜNDÜ ve konuştu! Rabbini gördü mü peki? Bir dakika! Siz halen Nefhi sur (Sur borusu) içindesiniz. dışına çıkarsanız GÖRÜRDÜNÜZ. pardon Arş'a çıkmanız gerekir görürdünüz. Yine pardon ALLAH ARŞ'I İSTİVA ETMİŞTİR ve ARŞI İLE ĞAYBINA KİMSEYİ MUTTALİ veya ortak kılmamıştır. (Ayet lütfen) O Arş'ı azamın tek sahibidir. oraya efendimiz DAHİL hiç kimse kıyamete kadar GİTMEMİŞTİR.

Konunun geçtiği chat : [24-11-2005]

24

Ömründe hiçbir Danimarkalı Hindistan'a gitmemiştir. Nereden iki koloni oluşturuldu birdenbire? Bu satırları yazana kadar hiçbir WEB'de bu sizin bulduğunuz linkler yoktu. Bu linkler nasıl oldu da birden bire ve İLK kez burada varoldu.

 

<> wow sayesinde

            Evet OW sayesinde. Trangen (tranke veya tranque) nedir? Tek bir örnek ile yazıyorum: Mescidil Haram ve Mescidil Aksa'nın birbirine TRANKE edilmesi... (Transformasyonun Dancası) Bundan ne anladık ? Yorumlarınız lütfen. Danimarka'daki bir bölge düşünün, burasının adı mesela AksaBORG olsun. Bir de Hindistan'da bir bölge düşünün. Burası da HaramBorg olsun UZAYIN iki nokta arasında yürütülmesine TRANKE deniyor. (Transit'ten hatırlayınız) (Transferden vb.) Arkaik tarih bu trange'ler ile dolu. Avustralya yerlileri hiçbir bağlantı yokken oraya nasıl gittiler? Avustralya'nın 3000 km açığındaki (Dünyanın çapı 6000 kilometredir). NewZealand'a Maoriler nasıl gittiler?

 

<> uzayın yürütülmesi =miraç 'olayında,efendimiz gitmeden getirildi diyebilirmiyiz.

            Evet, Tranke kelimesinin karşılığı arapça ve Kur'anca (Sanskritçe) İ S R A 'dır. Bildiğiniz gibi bir surenin adıdır. İsra kelimesinin geçtiği o ayeti bulabilir miyiz?

 

<> 46/1. Uzaktır bütün noksanlıklardan O ki, kulunu bir gece Mescidi Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya götürdü; ona ayetlerimizden gösterelim diye. Gerçek şu ki, O'dur işiten gören!  Sübhanellezi esra bi abdihi leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barakna havlehu li nüriyehu min ayatina innehu hüves semiul besiyr

            Esra bi abdihi leyle. Müminlerin kalpleri mutmain olsun diye yazıyorum : OVERWRİTE >>>>> İSRA kelimesinin ta kendisidir. İKRA=Oku gibi, İSRA=(over)WRİTİNG, ikra >>> Overread ise, İsra >>>> OverWRİTE. Bunu anladık mı?

Konunun geçtiği chat : [24-11-2005]

25

 

26